Nevzat Laleli
Genel seçimlerde alınan neticeler ne göstermektedir? i yapıldı. Önce seçimlerin ve
neticelerinin milletimize hayırlar getirmesini Allah’dan (c.c) diliyorum. Çünkü biz inanıyoruz
ki “Esbab-a sarıldıktan sonra elde edilen netice, hakkımızda en hayırlı olan neticedir.”
Her seçimde olduğu gibi medya kimi tutmuş, kime destek vermişse o partinin oy
oranını yükselmiştir. Bir de tenkit veya takdir edilse bile altenatif konumuna giren ve milletin
dikkatine sunulan partiler barajı aşarak meclise girmiştir.
Seçim neticeleri açısından 25 senedir tek başına iktidar olan ve icraatları açısından
milletimizden tasvip görmeyen AKP, devletin tüm imkânlarını kullanarak seçimlere girmiş,
buna rağmen büyük oranda oy kaybetmiştir.
Milli İttifak, Saadet Partisi ile seçimlere girmiş, canla başla çalışmıştır. Ancak kayıkçı
kavgası milletimizi, sitemin partilerine yönlendirmiştir.
Bir an düşünelim. Şu anda meclise giren partilerden hangisi bu ülkeye huzur ve barış
getirebilecek, hangisi milletin dertlerine çözüm üretebilecektir. Bu sözler bol bol konuşulduğu
ve yazıldığı halde bunu nasıl gerçekleştirecekleri konusunda tek bir icraat
gösterememektedirler.
AYNI TAS, AYNI HAMAM
“Analar ağlamasın” deniyordu. Nasıl olacak bu… Hayım Nahum planı gereği, ülkenin
parçalanması, milletin birbirine düşman edilmesi nasıl önlenecek? İslam kardeşliği ilan
edilmedikten sonra…
Canımıza tak diyen işsizlik, pahalılık, geçim sıkıntısı, taşeron köleliği, asgari ücret
rezaleti, emekli insan çilesi nasıl son bulacak? Üretim nasıl artacak, refah nasıl gelecek, dış
ticaret açığı ve dış borçlar nasıl kapanacak? Adil düzeni kuramadıktan sonra…
Kapımıza dayanan ve gençlerimizi yakıp kavuran, aileyi yok eden, toplumu mahveden
flört yangını ve zina her gün artarken, nasıl olacak da huzur ve mutluluk elde dilecek? Aile
kutsiyetini, gençlerimizin kafasına ve gönlüne koymadıktan sonra…
“Babaya moruk, anneye kocakarı…” diyen ve yer yer onları azarlayan, tartaklayan ve
hatta öldüren “Hocasına bıçak çeken…” Komşusunun malına ve ırzına göz diken bir nesil
nasıl olacak da “anneciğim, babacığım” diyebilecek? Onlara “of bile denmemesi” gerektiğini
öğrenecek? Milli eğitimde bir ahlâk ve maneviyat devrimi yapmadan…
Hırsızlık, soygun, hortumlama, rüşvet, yandaş kayırma, mala, cana ve ırza tecavüz
nasıl önlenecek? “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” mantığı nasıl yok edilecek? Her
işimizin başına “Ahlak ve maneviyatı” koymadan…
Aman devletimiz borçlanmasın (dolayısıyla millet) diyerek kısa ve uzun vadeli tahvil
çıkarma ile yüksek faizli iç ve dış kredi kullanmak yerine, “Denk bütçe yapmadan ve Havuz
sistemi…” kuramadıktan sonra…
Batı eksenli dış politikamızla, AB Bakanlığı kurmakla sadece Batılıların dümen
suyunda gitmekten nasıl kurtulacağız? Daha dün bizim idaremizde iken bu gün her biri bir
yangın yerine dönen Mazlum ve masum Filistin, Gazze, Irak, Suriye, Afganistan ve diğer
Müslüman ülkeler Batılıların işgal ve sömürüsünden nasıl kurtarılacak? “Bana ne
Amerika’dan…” diye bilen şahsiyetli bir dış politika uygulayamadan…
Bu ve benzeri sorular daha çok artırılabilir. Bu köklü değişiklikler olmadıktan sonra
parti değiştirmişsin, iktidar değiştirmişsin bunların pek fazla bir önemi olmayacaktır.
Bir değişmez hükmü burada zikretmek istiyorum. “Siz nasılsanız, öyle idare
olursunuz.” Siz saadete layık değilseniz, size saadet gelmez, gelemez.
Bu esasta ferdin tek tek düzelmesinden çok, toplumu idare eden kanunların
değiştirilmesi için çalışılması konu edilmektedir.
PARTİZANLIK DEĞİL KARDEŞLİK
Siz, partizanlığı tercih eder de yarınınızı, çocuklarınızı, torunlarınızı ve onların
geleceğini düşünmezseniz, “Bizim asker en büyük asker” mantığı ile hareket ederek bu

“ahlaksız ve sömürücü rejimin” her hangi bir partisine oy verirseniz, bir de üstüne üstlük
sizden olmayanı düşman ilan ederseniz, tarafsız olması gereken kurumlarımızı bir tarafın
kurumu haline getirirseniz, kötü geleceğimiz artık baştan beli olmuştur, demektir.
Saadet, ucuz bir meta değildir. Saadete kavuşmanın da bir bedeli vardır. Bu önce
bizlerin saadete (huzur ve refaha) layık olacak bir yapıya yönelmesi, arkasından da bu saadeti
size getirebilecek tek parti olan Saadet Partisini desteklemekten geçecektir. Çünkü köklü
değişim vadeden tek siyasi parti, Saadet partisidir.
Ben de mutlu olmak istiyorum, diyenler… Anlatabildik mi?
Yazımı Üstad Necip fazıl Kısakürek’in bir şiiri ile bitirmek istiyorum.
Mehmedim sevinin başlar yüksekte 
Ölsek de sevinin eve dönsek de 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte 
Yarın elbet elbet bizimdir 
Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir.