Şanlıurfa, Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip şehirlerinden biri… Ancak bu genç nüfus, ne yazık ki enerjisini üretime, emeğe, geleceğe dönüştüremiyor. Çünkü iş yok. Çünkü umut kapıları, birer birer kapanıyor.
Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa Şehir Hastanesi için açılan işçi alımı ilanı, bu gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu. Sınırlı sayıda kadro için rekor düzeyde başvuru yapıldı. Binlerce gencin, “belki bir ihtimal” diyerek sabahın erken saatlerinde başvuru kuyruğuna girmesi, aslında bir fotoğraftan çok daha fazlasını anlatıyor: Şehrin sessiz çığlığını, umut arayışını, çaresizliğini…
Bir şehir düşünün; nüfusunun yarısından fazlası genç ama gençler üretimin içinde değil, iş aramanın içinde. Üniversite bitiren de işsiz, lise mezunu da, ustalık belgesi olan da. Herkesin ortak cümlesi: “İş bulamıyoruz.”
Artık bu şehirde gençler sadece iş değil, hayat kurma mücadelesi veriyor. İş bulamadığı için evlenemeyen, yuva kuramayan, gelecek planı yapamayan binlerce gencimiz var.
Şanlıurfa’nın sokaklarında dolaşırken görebilirsiniz; her köşe başında bir umut hikayesi saklı. Kimisi şehir hastanesine alınırsa ailesine destek olmayı hayal ediyor, kimisi bir maaşla borcunu kapatmayı… Ama çoğunun hayali aynı: Bir işe girmek.
İşsizlik sadece ekonomik bir sorun değil, toplumsal bir yaradır. Gençlerin üretimden kopması, umudun tükenmesi, şehrin geleceğini de karartır.
Oysa bu şehir, potansiyeliyle, enerjisiyle, insan kaynağıyla ayağa kalkabilir. Yeter ki gençlerine fırsat verilsin, yeter ki “iş arayan değil, iş üreten bir şehir” hedefiyle planlamalar yapılsın.
Şanlıurfa artık işsizlik istatistikleriyle değil, istihdam projeleriyle, girişimcilik başarılarıyla, üretim hikayeleriyle anılmalı.
Çünkü bu şehirde iş isteyen değil, çalışmaya hazır bir gençlik var. Sadece bir fırsat bekliyorlar…