Günümüzde pazar yerlerine giden emekli, asgari ücretli ve dar gelirli vatandaşların ortak manzarası: Çaresiz bakışlar, giderek küçülen pazar poşetleri ve artan umutsuzluk. Türkiye’de temel gıda ürünlerinin, elektrik, su gibi zorunlu giderlerin fiyatı sürekli yükselirken maaşlar bu artış karşısında hızla eriyor. Üstelik bu durum sadece lüks tüketimle sınırlı değil, artık temel yaşam ihtiyaçları bile birçok kişi için ulaşılması güç hale geldi.

Zamlar Nefes Aldırmıyor

Bir zamanlar mutfağın olmazsa olmazı olan sebze ve meyveler bile lüks kategorisine yaklaşıyor. Patates, soğan gibi halkın temel tüketim maddeleri bile geçtiğimiz yıla oranla katbekat zamlanmış durumda. Vatandaş pazara gittiğinde 3-5 kilo sebze yerine artık gramla veya birkaç adetle yetinmeye çalışıyor. Poşetler hafif, omuzlar ise hayatın ağırlığıyla çöküyor.

Elektrik ve su faturaları da benzer bir hikayeyi anlatıyor. Emeklinin maaşı, asgari ücretlinin alın teri, temel faturaları ödemeye yetmediğinde borçlar birikiyor. Bir yandan enflasyon canavarı, bir yandan düşük gelir kıskacı halkı adeta eziyor. Emekli maaşı ile faturalar ödendikten sonra gıdaya, sağlığa veya eğitime para kalmıyor.

Sosyal Adalet Arayışı

Bu gidişat, ekonomik sistemde derin yapısal sorunları gözler önüne seriyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik giderek büyüyor. Bir yanda lüks tüketim artarken, diğer yanda sofralar boşalıyor. Sosyal adalet ve refah seviyesinin yeniden tanımlanması, halkın alım gücünün artırılması şart.

Ekonomide sürdürülebilir refahın sağlanabilmesi için şu adımlar atılmalı:

1. Asgari Ücretin ve Emekli Maaşlarının İyileştirilmesi: Gerçek enflasyon oranına uygun maaş artışları kaçınılmazdır.

2. Temel Gıdalarda Vergi İndirimi: Gıda ürünlerindeki KDV oranlarının düşürülmesi vatandaşın cebini bir nebze rahatlatabilir.

3. Enerji Faturalarına Destek: Özellikle dar gelirli aileler için elektrik ve su faturalarına devlet desteklerinin artırılması gerekir.

Gelecek İçin Umut Var mı?

Vatandaşın umudu tükenmiş değil. İnsanlar çözüm bekliyor, adaletli bir ekonomik düzenin hayalini kuruyor. Yetkililer, halkın sesini duyup ekonomik politikaları yeniden şekillendirmeli. Boş poşetlerin dolması, sofraların yeniden bereketlenmesi dileğiyle...

Çünkü hiçbir toplum, açlık sınırında yaşayan

vatandaşlarıyla kalkınamaz.