Süleyman Turan Yazdı:Haklıyı savunmak taraf olmak değildir!
İnsanlığın en büyük sorunlarından biri artık gerçeği söylemek değil, gerçeği söyleyenin hangi tarafta olduğunun sorgulanmasıdır. Oysa hakikat; kişilere, renklere, ırklara, dillere ya da ideolojilere göre değişmez. Doğru, kim söylerse söylesin doğrudur. Yanlış da kim yaparsa yapsın yanlıştır.
Bugün ne yazık ki birçok insan, bir haksızlığa karşı çıktığınızda sizi karşı tarafın adamı ilan ediyor. Bir doğruyu dile getirdiğinizde ise hemen bir tarafın destekçisi olduğunuzu düşünüyor. Halbuki mesele kişiler değil, ilkeler meselesidir. Mesele menfaat değil, vicdan meselesidir.
Biz bir insanı değil, hakkı savunuruz.
Birinin söylediği söz doğruysa, bunu kabul etmek onu desteklediğimiz anlamına gelmez. Aynı şekilde bir yanlışın karşısında durmak da düşmanlık değildir. Çünkü adalet; sevdiğine göre eğilip bükülen değil, herkese eşit duran bir erdemdir. Eğer doğruyu sadece kendi tarafımız söylediğinde alkışlıyor, karşı taraf söylediğinde susuyorsak; biz hakikatin değil, çıkarın yanında durmuş oluruz.
Siyaha siyah diyebilmek cesaret ister. Beyaza beyaz diyebilmek vicdan ister. Haklıya haklı, haksıza haksız diyebilmek ise karakter ister.
İnsan bazen kendi yakınını, kendi düşüncesini, kendi çevresini bile eleştirebilmelidir. Çünkü gerçek adalet burada başlar. Eğer bir insan sadece kendi tarafının yanlışını görmezden geliyor, karşı tarafın doğrusunu inkâr ediyorsa; o kişi artık adalet terazisini kaybetmiştir.
Bugün toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey; körü körüne tarafgirlik değil, omurgalı duruştur. Çünkü taraf olmak kolaydır. Zor olan, herkes susarken doğruyu söyleyebilmektir. Zor olan, alkış kaybetmeyi göze alıp hakikatin yanında durabilmektir.
Bir insanın kimliği, memleketi, dili, mezhebi ya da siyasi görüşü onun söylediği gerçeği değiştirmez. Hakikat, kişinin kim olduğuna göre şekil almaz. Eğer bir sözü değerlendirirken önce söyleyenin adına bakıyorsak, vicdanımızı çoktan kaybetmişiz demektir.
Bizim ölçümüz şahıslar değil, doğrulardır.
Çünkü adalet; dostuna ayrı, düşmanına ayrı konuşmak değildir. Adalet; sevmediğin insan için bile doğruyu söyleyebilmektir. İşte insanlığı ayakta tutan da budur. Eğer bugün bir başkasının hakkını sırf onu sevmediğimiz için görmezden gelirsek, yarın kendi hakkımız çiğnendiğinde konuşma hakkımız da kalmaz.
Unutulmamalıdır ki; Haklıya “haklı” demek taraf olmak değildir. Haksıza “haksız” demek düşmanlık değildir. Bu sadece vicdan sahibi olmaktır.
Çünkü biz insanlar için değil, doğrular için konuşuruz. Kim olursa olsun… Karşımızdaki ister güçlü olsun, ister zayıf… İster yakınımız olsun, ister hiç tanımadığımız biri… Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek; insan olmanın, vicdan sahibi olmanın ve karakterli durmanın gereğidir.
Ve günün sonunda herkes bir taraf seçer. Kimi menfaatin yanında durur, Kimi kalabalığın yanında, Kimi korkunun yanında…
Ama bazı insanlar vardır ki sadece hakkın yanında durur. İşte gerçek duruş budur.