Süleyman Turan Yazdı;

Ortadoğu’nun yıllardır süren siyasi gerilimleri, savaşları ve diplomatik krizleri içerisinde birçok lider, bakan ve devlet temsilcisi gelip geçti. Ancak bazı isimler vardır ki sadece makamıyla değil; üslubu, duruşu, devlet ciddiyeti ve kriz anındaki tavrıyla dikkat çeker. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi son dönemde tam da bu isimlerden biri haline geldi.

Özellikle ABD, İsrail ve Ortadoğu’daki gelişmeler konusunda yaptığı açıklamalarla dünya kamuoyunun dikkatini çeken Arakçi, savaş atmosferi içinde bile sakinliğini koruyan, ne söylediğini bilen ve konuşurken kelimelerini dikkatle seçen bir diplomat profili çiziyor. Günümüzde birçok siyasetçinin sürekli değişen açıklamaları, çelişkili tavırları ve sert söylemleri toplumlarda güvensizlik oluştururken; Arakçi’nin daha net, anlaşılır ve kararlı bir iletişim dili kullanması dikkatlerden kaçmıyor.

Diplomasi sadece sert konuşmak değildir. Aynı zamanda devletini savunurken üslubu koruyabilmek, karşı tarafı provoke etmeden mesaj verebilmek ve kriz anlarında dahi soğukkanlı kalabilmektir. Abbas Arakçi’nin son dönemdeki çıkışları incelendiğinde, İran’ın tezlerini savunurken açık bir dil kullandığı görülüyor.

Özellikle Ortadoğu’daki Amerikan üsleri, İsrail politikaları ve bölgesel gerilimler hakkında yaptığı açıklamalar, birçok kişi tarafından “doğrudan ama kontrollü diplomasi” örneği olarak değerlendiriliyor.

Bugün dünya siyasetinde en büyük sorunlardan biri de güven veren lider eksikliğidir. Bir gün farklı, ertesi gün tamamen zıt açıklamalar yapan siyasetçiler, halkların devlete olan güvenini sarsabiliyor. Ortadoğu halkları ise artık daha samimi, daha net ve daha anlaşılır bir siyaset dili görmek istiyor. İşte Abbas Arakçi’nin öne çıktığı noktalardan biri de burada başlıyor. Çünkü o, savaş atmosferinde bile bağırarak değil; kontrollü, ölçülü ve devlet ciddiyeti içerisinde konuşmayı tercih ediyor.

Elbette herkes İran’ın politikalarını desteklemek zorunda değildir. Ancak uluslararası diplomasi açısından bakıldığında, bir dışişleri bakanının kriz dönemlerinde bile devletinin çıkarlarını sakin bir üslupla savunabilmesi önemli bir örnek olarak görülüyor. Özellikle son yıllarda sosyal medya diliyle hareket eden, anlık çıkışlarla gündem oluşturan birçok siyasetçinin aksine Arakçi’nin daha geleneksel ve kontrollü diplomasi çizgisinde kalması dikkat çekiyor.

Bir dışişleri bakanı sadece ülkesinin sözcüsü değildir; aynı zamanda ülkesinin dünyaya açılan yüzüdür. Bu nedenle konuşma tarzı, kullandığı kelimeler, beden dili ve kriz anındaki tavrı büyük önem taşır. Abbas Arakçi’nin diplomasi sahasında en çok dikkat çeken yönlerinden biri de “ne zaman, nasıl ve hangi tonda konuşacağını bilmesi” olarak öne çıkıyor.

Ortadoğu gibi hassas dengelerin bulunduğu bir coğrafyada, devlet adamlarının her açıklaması yeni krizlere ya da yeni diplomatik kapılara neden olabilir. Bu nedenle ölçülü konuşmak, açık mesaj vermek ve devlet ciddiyetini korumak her siyasetçiye nasip olmayan bir özelliktir. Abbas Arakçi, özellikle son süreçte bu yönüyle birçok kişi tarafından örnek gösterilen dışişleri bakanları arasında yer almaya başladı.
Sonuç olarak; Abbas Arakçi sadece İran’ın dış politikasını temsil eden bir isim değil, aynı zamanda kriz dönemlerinde diplomasi dilinin nasıl korunması gerektiğini gösteren bir figür olarak değerlendiriliyor. Sertleşen dünya siyasetinde; sakin kalan, açık konuşan, ülkesini savunurken üslubunu kaybetmeyen diplomatlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor.

Süleyman Turan