Süleyman Turan Yazdı:
Şehirler sadece binalardan ibaret değildir. Bir şehrin geleceği; yollarıyla, parklarıyla, tarım alanlarıyla, nefes alınacak yaşam bölgeleriyle şekillenir. Bugün ise ne yazık ki Şanlıurfa, yıllardır plansız büyümenin yükünü taşıyan şehirlerin başında geliyor.
Şanlıurfa…
Genç nüfusu hızla artan, her geçen yıl büyüyen ama büyürken yönünü kaybeden bir şehir. Dağların kuruduğu, ovaların betonlaştığı, tarım alanlarının parça parça yapılaşmaya teslim edildiği bir şehirden söz ediyoruz. En büyük sorun ise şu: Bu şehrin 20 yıl sonra hangi yöne büyüyeceğini bilen net bir şehir planı hâlâ yok.
Bugün Suruç yolu, Siverek yolu, Viranşehir yolu, Akçakale yolu… Şehrin dört bir yanında yıllardır süren yol çalışmaları, köprüler ve düzenlemeler var. Ancak yapılan her çalışma, beraberinde başka bir trafik yükünü getiriyor. Özellikle Viranşehir yolu ve Göbeklitepe güzergâhında vatandaş artık trafiğe çıkmaktan yorulmuş durumda. İnsanlar bazen şehirden çıkmak için saatlerce bekliyor.
Çünkü Şanlıurfa’da yıllarca şehir planlaması yerine günü kurtaran adımlar atıldı.
Bir şehir büyürken önce yönü belirlenir. Neresi sanayi alanı olacak, neresi tarım alanı olarak korunacak, hastaneler nereye kurulacak, büyük AVM’ler şehir merkezine mi yoksa çevre yollarına mı yapılacak, spor kompleksleri hangi bölgelerde olacak… Bunların yıllar öncesinden hesaplanması gerekir. Ancak Şanlıurfa’da çoğu zaman “nereye boş alan bulunursa oraya yapı” anlayışı hâkim oldu.
Bugün bakıyoruz;
Tarım alanlarının ortasında hastaneler yükseliyor.
Verimli arazilerin yanında spor sahaları kuruluyor.
Petrol istasyonları mahalle aralarına kadar giriyor.
Sebze hali, toptancılar sitesi ve yoğun ticaret alanları şehrin merkezinde trafik yükünü artırıyor.
Oysa büyük şehirlerde artık tam tersi bir anlayış var. Ağır ticaret alanları şehir dışına taşınıyor. Büyük AVM’ler çevre yollarına kuruluyor. İnsanların nefes alabileceği parklar, yeşil alanlar ve yürüyüş bölgeleri oluşturuluyor. Çünkü modern şehircilik sadece beton yapmak değildir; insanı yaşatacak alan bırakmaktır.
Şanlıurfa’nın en büyük zenginliği tarımıdır. Fakat yıllardır aileler büyüdükçe tarım arazileri de bölünüyor. Çocuk evleniyor, yeni bir ev yapılıyor, derken yıllar içinde verimli toprakların yerini beton alıyor. Eğer bu gidişat devam ederse bugün bereketli olan birçok ova, gelecek yıllarda tamamen yapılaşmanın içinde kalabilir.
Üstelik mesele sadece merkez değil. İlçelerde de aynı sorun büyüyor. Viranşehir, Siverek, Suruç, Akçakale, Ceylanpınar, Birecik ve diğer ilçelerde de plansız yapılaşma giderek artıyor. Şehirlerin çevresi büyüyor ama sosyal yaşam alanları aynı hızla gelişmiyor. Çocukların oynayacağı parklar, gençlerin spor yapacağı alanlar, insanların nefes alacağı yeşil bölgeler yeterince oluşturulmuyor.
Şanlıurfa artık günü kurtaran değil, geleceği düşünen bir şehir planına ihtiyaç duyuyor.
Bu şehir hangi yöne büyüyecek?
Tarım alanları nasıl korunacak?
Yeni hastaneler ve sanayi bölgeleri nerelere kurulacak?
Çevre yolları nasıl genişletilecek?
Deprem riski ve nüfus artışı nasıl yönetilecek?
Yeşil alan oranı nasıl artırılacak?
Bunların hepsi bugünden hesaplanmalı.
Özellikle çıplak ve verimsiz dağ bölgeleri doğru planlamayla değerlendirilebilirken, verimli tarım alanlarının korunması gerekiyor. Şehir nefes almalı. İnsanlar sadece apartman görmek istemiyor; park görmek, ağaç görmek, rahat ulaşım görmek istiyor.
Şanlıurfa büyük bir şehir olma yolunda ilerliyor. Ancak büyük şehir olmak sadece nüfusla olmaz. Büyük şehir olmak; düzenli yollar, planlı yapılaşma, güçlü altyapı, korunan tarım alanları ve yaşanabilir sosyal alanlarla mümkündür.
Bu nedenle siyasetçilerden belediyelere, şehir plancılarından kurumlara kadar herkesin ortak bir vizyon oluşturması gerekiyor. Çünkü bugün atılmayan her doğru adım, yarının daha büyük trafik sorununa, daha büyük betonlaşmasına ve daha zor yaşam şartlarına dönüşecek.
Şanlıurfa hâlâ geç kalmış değil.
Ama artık plansız büyümenin değil, planlı geleceğin konuşulması gerekiyor.