Zooloji âleminde eşeğin; at ve zebraya akraba olduğu söylenir. Her ne kadar ana vatanı Afrika deniliyorsa da benim mantığım kaldırmıyor.  Çünkü Mezopotamya da ilk kez Hz. Âdem tarafından evcilleştirildiğine dair efsane yaygındır. O yetmez birçok insana yöremizde “eşek” lakabı takılarak tanıtılırken mutlaka bu işte bir gerçek payı var, demektir.

Göbekli Tepe’nin geçmişi on bir beş yüz yıllarına kadar vardığına göre, demek ki eşek dünyaya yayılmadan önce yöremizde evcilleştirilmiş. Eşeklerin önceleri eti için avlandığı anlaşılmakta. Her ne kadar sonraları eşeğin eti haram kılınmışsa da, geçmişte savaş halinde mecburiyetten, son dönemlerde de kasapların para hırsından, vatandaşın çiğköftelik kara et ihtiyacına binaen kimi zaman eşek eti yemek zorunda bırakılmaları ne acı…

“Zırlama” dediğimiz eşeklerin çok güçlü seslerini duymayan yoktur. Kimi çocuklar ağladığında “zırlama” dediğimiz çok olmuştur.  Bunun bir haberleşme şekli olduğu kabul edilirken, halkımız arasında eşeğin şeytanı gördüğünde anırdığı söylenir. Bu da eşeğin insanlara hizmet etmemesi anlamında, şeytan tarafından sıkıştırılmasından dolayı gösterdiği sesli bir tepki olduğunun efsanesidir. 

            Bilirsiniz, biz eşeği hep aptallığı ile biliriz, hatta kızdığımızda insanlara “eşek gibi” deyip hakaret etmeyi marifet biliriz. Yüreğimiz rahat etmez, babası kimdir, nedir, necidir, bilmeden onu da katar,  katmerli bir şekilde bir başarı elde etmiş gibi böbürlenenler çok olur.

Bazı adamlar için “eşek beyni yemiş” derler. Onu geri zekâlı, söz anlamaz, aptal, ahmak, avanak biri olarak tanıtılır.  Aslında; onca koyun, keçi, dana, kuş beyni yiyenlerin hiçte bu hayvanlara benzemediğini bildiğimiz halde, yine de eşek beyni yemiş ya da  “eşşek gibi adam” demeden de edemeyiz. Neden eşek beyni yedirilen eşekleşir bilemiyorum. O zaman koyun beyni yiyende koyun gibi olması gerekmez mi? Toplumumuzda o kadar koyun beyni yenilmesine rağmen kimileri “kurtla yiyip koyunla şivan” etmeyi sürdürür hala.

Aslında eşek denilen yaratık; köy yerinde olduğu kadar şehirde cefakâr dostumuz, çilemize ortak, yükümüze yardımcı, sahibine sadık, düşünmeyen, konuşmayan, zararı yerine fayda sağlamasına rağmen, hep onu aptallıkla özdeşleştirmişiz.  Gelin görün ki; hepinizin bildiği gibi eşek geçtiği bir yerde ayağı bir taşa değse yahut geçtiği bir yolda ayağı bir çukura düşse kesinlikle bir daha oradan geçmez. Peki ya kimi insanlar!

Eşeğin ismini bile toplumda anmak ayıp sayılır. “Af edersiniz” le başlanılır söze,   “karakaçan, uzun kulak” ya da “merkep, himar ” deyip tanıtmaya çalışırız. Sonraları rahmetle andığım Barış Manço “arkadaşım eşek” şarkısını çıkardı da, eşek ismi toplumlarda rahatlıkla söylendi. Bir de şakalarına görmemize rağmen hep alışılmışın dışında bazı hareketlere “eşek şakası” deriz. Oysa eşeklerin şakalarına rastlamamıza rağmen yakıştırmayı eksiltmeyiz.

Söz eşekten açılmışken birde eşek fıkrası ile devam edelim. Bizim Urfa’ da eşek lakabıyla anılan birçok insan ismi var. Onların yüzlerine söylenmese de tanıtmak için arkalarından söylenir. (Bu fıkrada geçen isimlerden özür dileyerek, sürdürüyorum.) Özellikle eşek H…, eşek A… isimleri en çok kullanılan isimlerdir. Günlerden bir gün eşek H…’nun arkadaşları toplanır; “gel senin ismini değiştirelim.” derler. Eşek H…’da bu isimden bıkmış olacak ki fazlasıyla sevinir. Hemen arkadaşlarına bir ziyafet hazırlar ve karısına da müjdeyi verir. Karısı da bu işe en çok sevinenlerden.  

Komşular arasında; “eşek H…’nun avradı” diye anılmaktan çok rahatsız oluyordu. H…’nun arkadaşları gelir, evlerine misafir olurlar. Yerler içerler. Sıra isim değiştirmeye geler. Eşek H….’ya uygun isim aranır. “Sıpa” isminde karar kılınır.  Arkadaşları bu kez “sıpa”  olarak değiştirdiklerini söylerler.  H…. hemen diğer odadaki karısına sevinçle müjdeyi verir. Avrat; der “benim ismim bu kez “sıpa” olarak değiştirildi” deyince,  kadın biraz duraksadıktan sonra “gözi avcıma düşe herif” der, “sıpa iki sene sonra gene eşek olur” diyerek tepkisini ortaya koyar.

Eşek konusu geçince bu sözü söylemeden olmaz. Adamın biri pazara eşek almaya gidiyormuş. Yolda onu gören dostu sorar. Oda; “hayvan pazarında adam gibi bir eşek almaya gidiyorum” der. Hazır cevap adam hemen dostuna; “adam gibi eşek bulamazsın ama eşek gibi çok adam bulabilirsin” demiş.