YAZARIN GÖREVİ
Misbah Hicri

YAZARIN GÖREVİ

Bu içerik 801 kez okundu.

             Yazar her yazdığı yazıyı kendi ruhunu tatmin etmek mi yoksa toplumu bilgilendirmek için mi? Bu tür ve benzer sorular arasında ister istemez yazarın okuyucuya, okuyucunun yazara soracağı veya kafasında geçen düşüncelerdir. Ben bunca yıldır kalemle hasbıhal eden biri olarak,  okuduklarımdan bilgilendiğim kadar, özellikle yazdıklarımla fazlasıyla mutlu oluyorum. Toplumu bilgilendirme, ruhumdan geleni paylaşırken doğruları söylerken sivri uç olmaktan hep imtina eder itidalli olmaya gayret ederim.

             Yazdığımız iki satır yazı da olsa kalemimizin gücünü ispatlamadır. Yazıları anlamlandırma, okuyucuya bir şeyler vermeye çalışmak, her yazarın görevidir. Özgür birey olma çabası okuma ve yazmaktan geçer. Yazan yoksa okunacak bir şey de olmaz.

             Yazılan her yazı mutlaka siyasi olacak diye bir kayıt yoktur. Ya da sistemi eleştirecek diye bir şey de olamaz. Her okuyucu oradan kendine bir pay çıkarır. Bu bir şiir olur, bir fıkra olur, bir köşe yazısı olur. Hikâyedir, romandır, denemedir, anıdır. Yüreğinin, beyninin imbiğinden süzülen yazıları paylaşmak her köşe yazarının görevidir. Adil olmak,  insanlığın etik değerlerine sahip çıkmak erdemliliktir.

               Ancak bazılarını görüyorum. Üç-beş gün bazen bir hafta hatta ayda bir ve dahası yılda bir kez gazete köşelerin de isimlerine rastladığım oluyor. Onlar da orada burada kendine yazar dedirtmek için köşesinin olduğu gazeteyi günlerce cebin de taşır. Ben yazarın ciddiyetini onu düzenli yazı yazmasın da ararım. Canı sıkıldıkça değil ya da canı istedikçe değil!

               Bir yazar duygularını, düşüncelerini, deneyimlerini, görüşlerini yazması hayatı paylaşmasının verdiği mutluluktur. Gördüklerini, duyduklarını,  bildiklerini yazıp okuyucularla paylaşıyorsa bu topluma verilen değer ve aynı zamanda kendini tanıma ve tanıtmadır. Çünkü düşüncüler paylaşıldıkça toplumun faydasına olan gelişmeler ister istemez yazara yeni düşüncelerle geri dönmesine neden olur.

               Uygarlık tarihini irdelediğimiz de yazıdan yoksun toplumların, halkların, ırkların nasıl sıkıntı yaşadıklarını görüyoruz. Bunu bireyselliğe indirdiğimizde örneğine çok rastlanır. Çocukluk yıllarımda gördüğüm en basit örneğiyle askere gidenlerin okur-yazar olmamaları onların sıkıntılarını dillendirmesinden duyuyorduk.

               Hala okur-yazar olmayan insanların otobüs duraklarında nere gideceği hangi vasıtaya bineceklerini bilmemeleri onları üzüntüye boğduğuna tanık oluyoruz. Sorulara cevap bulması onu nasıl sevindiriyorsa, yazarın yazdığı yazılar insanların ufkuna hüzme gibi düştüğüne göre yazarı da fazlasıyla mutlu eder.

               Her yazarın mutluluğu okuyucularla paylaştığı gibi kalemin verdiği sıkıntılarda vardır. Bu bazen devletin aleyhinde olmak, bazen birilerinin hoşuna gitmeyen, doğru ve toplumun yararına da olsa, birileri bu yazıdan hoşnut olmayabilir. O zaman "al başına bela!" İradeli bir duruş sergilemek fazlasıyla önemlidir. 

          Şunu söylemek de yarar vardır. Her yazar bir hedef tahtasıdır. İşte onun içindir ki yazarlık korkuya dönüşmemeli,  "korkunun ecele faydası yoktur" denmesindeki neden korkunun aşağılık bir duygu olduğunu bilerek hareket etmelidir. Yalan söylemenin en belirgin nedeni korkmaktır. Ya, o, tür konulara girmezsin ya da sonuçlarına katlanırsın. Çünkü öyle çuval dolusu yazılacak şey var ki! Yine yazmadan önce bir yazı senin zihninde mayalanmıyorsa onu yazmaktan zevk almadığın gibi okuyucu da ondan haz almaz.

          Hani derler "taşıma su ile değirmen dönmez." Oradan buradan ve güncel olarak  söylenen ve  çokça yazılan yazıları okuyarak doyuma ulaşmak senin nasıl yüreğin haz almazsa okuyucu da senden o hazzı almaz.

               Tüm zorluklara karşı göğüs gerip yazıyorsa işte o özgürlüğün mimarıdır. O insanlığa verilen değerdir. Yaşama gösterilen saygı, insana verilen sevgidir.  Her şeyden fazlası yazar yazıyı meslek edinmişse ona fazlasıyla değer vermelidir. Bu yazarın samimiyetini, yazıya ve okuyucuya olan saygısını gösterir.

           Amerikalı bir yazar olan Dale Carnegie, samimiyet konusunda ki bu cümlesi üzerinde fazlasıyla düşünmek gerekir. "Unutma, Bir insanın yüzünde taşıdığı ifade; Sırtında taşıdığı elbiseden mühimdir… Bir insanın yüzündeki samimiyet, Her şeyden değerlidir."        

          Her yazar yazdıkları ile güçlü ve anlamlı ifadeler yanında, özgür ve özgün olmak, aydınlanma uğraşı verdiği zaman, yazı geleneğin atar damarı olduğunu başarısıyla ortaya koyar. Yoksa sıradan bir kalem erbabı olarak kalır…

 

 

DİĞER YAZILAR
Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Diyarbakır'da kaza: 4'ü çocuk 8 yaralı
Diyarbakır'da kaza: 4'ü çocuk 8 yaralı
Aşı Girmeyen Ülkeye Azrail Girer
Aşı Girmeyen Ülkeye Azrail Girer