Urfalı Nazif’in Öyküsü Cemal Babaoğlu’nun Yeni Romanı
Misbah Hicri

Urfalı Nazif’in Öyküsü Cemal Babaoğlu’nun Yeni Romanı

Bu içerik 911 kez okundu.
Nazif denince aklınıza yıllar önce yaşamış efsanevi kahraman Urfalı Nazif değil; bu halen yaşamakta olan Xazbekli (Ğazbekli) Nazif’tir. Adıyla sanıyla Nazif Karakeçili… Kitabın önsözünde ki bu kısa not sanırım çok şeyi ifade etmeye yeterlidir. 1976 yılında kendi akrabaları ile aralarında anlaşmazlık yaşayan Nazif, beraberinde şiddetli tartışma derken, korkulan olur ve silahlı güç gösterisine neden olur.  Der demez Urfa’nın mümbit  toprağına kan dökülür. Cezaevi ve mahpushane iki ortak gibi paylaşırlar bedenleri. 
Nazif olayı işlemiş kaçak gezmelerin sonu olmayan bir çıkmazda olduğunu bilendir.  İşlediği suç artık onu cezaevine tıkmış orayı ona mekân etmiştir.  Zaman zaman Nazif’in olgun davranışları, içinde ki vahşiyi yenmesi gereğine inanıyor. Haklı tavırları derinleştirmeden, duyarlı ve sezgili halleri ile dostluklara sadık kalma, yaşadıkları zorluklar karşısında direngen sözleri, nefes nefese sığdırılmış macerası bizim kitabı elimizden bırakmamak adına zorlamaktadır. 
Önemli bulduğum Nazif’in her sözünde ve davranışında kan davasına karşı her sözü ile tavır koyması, barış ve özgürlük arayışı içinde olması, olmazları olur kılma çabasındadır. O da bunun bir kişi ile olmayacağını biliyor, ancak en azında ufuklara huzme düşürmektedir. Şu filozofça söylenmiş sözünü yazmasam sanırım yazı eksik kalır. “Hiçbir insan esareti kabul etmez. Özgürlük davası kutsaldır. Özgür olmak insanın fıtratından vardır.” 
         Cezaevinde yaşananlar onu bir noktada mecbur etmiştir. Cezaevinden kaçış, yurt dışına gidiş ve tekrar geri gelmesi, heyecan ve zevkle okuyacağınız anlatımlardır. Bazen arkadaşlarla bazen tek başına kaçak hayatını yaşayarak yeni hayat tecrübeler edinmesine neden olur.
          Bir anı-roman olan “Urfalı Nazif’in Öyküsü anlatımlarla şekil bulmuştur. Ancak bu roman yalnız Nazif’le bitmiyor. O cezaevine düştüğü zamana denk düşen siyasi olaylara da ayrıca ışık tutmaktadır. Anlatımları ile okuyucuların yüreklere sevgisini kazıyan Nazif’in hem siyasilerle hem adli hükümlüler ayrıca cezaevi bürokrasi ile dengeleri kurmaya sağlayan barış ve kardeşliğe inanan biridir. İnsanların sevgi ve saygısına layık bir kimliğe bürünmesine neden olma çabasında bundandır. 
Kitabı yazarına gelince; Bu anıları dikkatli ve titiz bir çalışma sonucu yazdıklarını romanlaştırıp paylaşması okuyucular arasında büyük bir beğeni kazanmasına neden olan yazar Cemal Babaoğlu’dur. Uzun zamandır yerelde çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yanı sıra siyasi ve toplumsal konularda çalışmalarda bulunan genç dinamik bir kalem olması okuyucunun sevgisine mazhar olması da sevindiricidir.   
          Yayınlanmış eserleri; “Urfa kayıpları, Ax Urfam Seni Kimlere Anlatsam, Eyvanet bahçesi (şiir),” ayrıca yayın aşamasında bulunan “Hükümlü Düşünceler Çadır Davası” adlı toplumsal yaşamı ve günümüzün siyasi çalkantıları üzerinde bir çalışması da okuyucularla buluşmak üzeredir. Bizim için toplumun faydasına ürettiği eserler önemli, ne kimsenin inançlarını sorgulama ne de düşüncelerini yargılama çabasındayız.  
            Okuduğunuz her kitap, toplumsal, siyasi, ekonomik reflekslerin gelişmesine neden olduğuna inandığım için kitap okumayı tavsiye ediyorum. Böyle baş döndürücü bir eserle bizleri buluşturduğu için ona teşekkür etmek bir erdemdir.   
             1975 ve sonrası yıllar, toplumsal Diyalog ve demokrasi arayışı, demokratik kültürün gelişmesi, Emeğe saygı, çalışanın haklarının savunulması, insan haklarının değer bulması,  toplumsal yaşamın gelişmesine katkı sağlayacak eylemlerin en yoğun olduğu dönemdi. Düşünce ve ifade özgürlüğü haysiyetli toplumların vazgeçilmezidir. Bunu bilip sahip çıkmanın bir uygarlık ve yaşam biçimi olduğu bilinmelidir. 
             Birlik beraberlik ruhunun tam tersi düşmanlık yaratmak için kim elinden ne geliyorsa yaptığı yıllardır. Medeniyetlerin beşiği olan Mezopotamya da ilkel bir yaşam biçimi olan kan davaları, töre adına yapılanlar hala sürmektedir.      
İşte böyle bir zamanda Nazif içeri düşüyor ve cezaevinde ve dışında yaşanan olayları yakın tanıklığını yapıyor. Göğüs germek, direnmek mecburiyetten doğmaktadır.
 Cemal Babaoğlu’nun kaleme aldığı Urfalı Nazif’in Öyküsü tarihe tanıklık eden bir romandır. Okudukça kitabın kapağı ya da sayfalarının azlığı çokluğu değil içeriğinin önemli olmasıdır. Ayrıca arka kapaktaki yazarın fotoğrafını değerli meslektaşım, eğitimci, yazar, fotoğraf sanatçısı Şehmuz Çakırtaş’ın objektifinden yeteneğini bizimle paylaşması sevindiricidir.
DİĞER YAZILAR
Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Suudi Arabistan’da koronavirüsten kurtulanların sayısı 150 bine yaklaştı
Suudi Arabistan’da koronavirüsten kurtulanların sayısı 150 bine yaklaştı
İzmir'de yangınların yüzde 42’si sigara izmariti kaynaklı
İzmir'de yangınların yüzde 42’si sigara izmariti kaynaklı